Wednesday, May 26, 2010

HP Graffiti duvarı

Aşağıda gördüğünüz, HP'nin tesadufen haberim olan bir yarışması için, kendi web sitesinde sunduğu olanaklarla yaptığım bir graffitti çalışması. bu bir yarışma imiş ve kazanana da touchsmart ödül veriyolarmış. ama en uyuz olduğum bir sistemi uyguluyorlar: halk oylaması.


efenim diyeceksiniz ki halk oylamasının nesi fena. şöyle ki, her halk oylaması her kullanıcının bir kereye mahsus oy kullanabileceği öngörülerek uygulanıyor. fakat gözden kaçan ve bilgisayar kullanıcısı pek çok insanın tahmin edeceği gibi bu bir yanılsama. sistem her kullanıcıyı IP numarasından tanıyor ve aynı IP numarasına sahip bilgisayardan ikinci bir oy kullanımını engelliyor. fakat bu yarışma da dahil olmak üzere bugune kadar rastladığım bütün halk oylaması yarışmalarda sistem açığı var. o da kullanıcının herhangi bir teknikle (anonim proksi üzerinden, modem aç kapa yaparak, browser aç kapa yaparak, anonim IP yaratan programlar aracılığı ile, vs vs vs..) defalarca oy kullanabiliyor. şimdi örnek vereyim, diyelim ki 20 gun once yarışmaya katılan biri bu durumdan haberdar, ve 20 gun boyunca her gun belli zaman aralıklarıyla bu sistem açığını kullanarak kendi işini oyluyor, farzedelim kendi işi pek özgün veya estetik değil, bu yöntemle bir numaraya oturuyor ve farzedelim ondan on gun sonra katılan birisi çevresine eşine dostuna haber veriyor ve diyelim ki böyle bir sistem açığından habersiz ve dürüstçe her kişiden tek oy topluyor, hele farzedelim ki işi de fena da sayılmaz.. ne olacak şimdi? tabii ki halk oylamasında en çok oyu alan kazancağından diğer arkadaş boşu boşuna yarışmaya katılmış oluyor! bu sistemi neden optimize etmezler onu da hiç anlamıyorum. varsın üçkaatçı olun, bu dunyada üçkaatçı olmak özendiriliyor zaten, en buyuk paraları onlar kazanıyor en köşelerden onlar dönüyor.... bize de sinir olması kalıyor. ahhhaha ne dediğiniz duyar gibi oluyorum, sen de yap kardeşim alla alla... bravo evlatlar, bravo.... yaşadığınız dünyaya da bu yakışır.oylamak isteyenler olursa yine de burdan buyrun: http://www.hpgraffitiwall.com/index.php?graffiti=2038
(kumru acaroglu diye aratmanız gerekebilir galeride)

bu arada yarışma herkese açık, üyelik falan da gerekmiyor, yalnız bitmesine 3 gün (29mayıs) var haberiniz ola! ilk dörde girenleri de aşağıda paylaşıyorum






Tuesday, May 25, 2010


Wednesday, May 19, 2010


MIXTAPE

the iamx forum site announced a mixtape project that welcomes EVERYONE (you just need to be signed in) with a mixtape idea and a list which later will become an online event where everybody will share their list and also listen to others'
(if you want to know the tracklist, then watch out for it on http://www.iamxforum.com) I was already nostalgic about cassette tapes and recorders in these days so I sent a list to the forum which I had made for my newlywed friends -years ago-. Optimax who is the one behind the project, asked me to also make a cover for the list of my own. I made the cover image for my mixtape. The general concept is passion and I think some of the tracks are perfect for making love ;) Tutku means passion in turkish, therefore I used both words on the cover. It's not a professional work but I enjoyed making it very much. This is the cover art which I made:





iamx forum sitesi herkese açık olan ve daha sonra HERKESİN kendi listesini paylaşıp başkalarınınkini dinleyebileceği online yayınlanacak bir karışık kaset procesi duyurdu (sadece foruma üye olmak gerekli o kadar, ayrıca parça listesini merak edenler
http://www.iamxforum.com sayfasını ziyaret edebilirler). Zaten son birkaç gündür epey nostaljik olmuştum kaset ve teyplerle ilgili olarak, dolayısıyla hemen yıllar önce yeni evlenmiş arkadaşlarım için hazırladığım bir listeyi yolladım. Optimax -ki projenin arkasındaki kişi kendisi- kendi listem için bir de kapak tasarlamamı istedi ben de yaptım. genel kavram tutku ve bence bazı parçalar aşk yapmak için mükemmel ;) Passion tutkunun ingilizcesi, bu yüzden kapakta iki kelimeyi de kullandım. profesyonel bir iş değil ama yaparken çok eğlendim. yukarda kapak tasarımını görebiliiiniz.

Friday, May 14, 2010


İsmet Doğan'ın Atölyesinde sıcak bir gün




İsmet Doğan’ın mabedindeydim dün. Yüksek tavanlı, uzun kapılı, çok odalı bol alanlı bir atölye. İki de asistan var, çalışıyorlar. Odadan odaya geziyorum, türlü malzeme ve işler her duvar düzlemi boyunca paralel istiflenmiş duruyor. Bilgisayarlar var, aynalar var, dergiler, kitaplar, fotoğraflar..

Odadan odaya geçiş mekan değiştirmek hissi vermektense sanki düşünürken yürümeye yarar gibi. Palette kurumuş boyalara dokunuyorum, belki ıslak bir nokta kalmıştır da elime bulaşır diye umuyorum ama yok. Masa üzerinde kırık bir gözlük güneşte kavruluyor. Tek camı yok, takıp kendime İsmet Doğan’ın konveks aynalarında bakıyorum sonra da sıcak ve kırık gözlüğü gölgeye bırakıyorum. Oturduğum koltukta başımı kaldırınca pek çok İsmet Doğan bana bakıyor. Biraz rahatsız edici, biraz tuhaf. Karşımda duran bütün resimlerde onun yüzü var başkalarınınkilerle birlikte. Neredeyse konuşulabilir, sohbete girilebilir bir gerçeklik. Ses çıkarsalar şaşırmam.

Kütüphanesi nispeten karanlık odalardan biri. Hakiki bir kütüphane. Benzerini Doğan Paksoy’da gördüm, yakında benimki de onlarınki gibi olacak. Mabedin en huzurlu odası orasıdır bence. Binlerce sayfa ve loş bir ortam. Ne yazık kitapları koklayamıyorum çünkü camekanın arkasındalar. Dokunmaya da cesaret edemiyorum, yine de içim gidiyor. Orada konuşmadan günler aylar geçirebilirim. Bir bilgisayar da orada. Kaykılınca insanı üstünden atan bir sandalye var. Benden beş yaş küçük Ayşe ile tanıştırılıyorum, Ayşe benimle konuşurken o sandalyede oturuyor ve kaykılıyor. Kaykılınca da sandalye onu birkaç kere üstünden atmaya çalışıyor. İsmet Doğan meşgul. Mesaj atıyor, volta atıyor, çoğunlukla asistanlarının yanında. Bütün mekan, iş ve özel olarak ikiye nefis bir plastik ip perde ile bölünüyor. Şimdilik bu mekandaki fetiş objem işte bu ip perde! Dokunmak istediğim öyle çok şey var ki. Ayrılmadan, parmak uçlarımı konveks bir camı tuval ile birleştiren pürüzsüz alçımsı sıvanın üzerinde gezdiriyorum. Son dokunduğum şey ise İsmet Doğan’ın ayrılırken sıktığım eli..