Friday, December 10, 2010



YIHUU! ETSY!

sonunda ben de etsy'de bir dukkan açtım. daha emekliyorum ama bakalım neler olacak. binbir milyon endişe bürüdü şimdiden bünyeyi. acaba satış yapabilecek miyim acaba birilerinin gözünü yakalayacak mı işlerim?

şimdilik bir deste ürün koydum yalnızca. zamanla ekleyeceğim, duruma göre. bu arada nasıl idare edilir hiç bilmediğim bir alan etsy. bu yüzden en kısa zamanda yardım için bol bol yazı okumam gerekiyor sanırım. ( bu da daha yuksek lisansından kendini yeni kurtarmış benin yeniden uzuun uzuun yazılar okumaya geri dönmesi anlamına geliyor)

zamanla seramikler, dijital printler de koyarım diye hayal ediyorum şimdilik ama herşey o mekanın sağlayacağı faydaya bağlı biraz. bunların dışında bütün sonbaharı guneyde ev tadilatı ile geçirdik -bizzat yaptık, bizzat ameleydik- biraz masraflardan kar ettik ve kenarından da olsa tatil yaptık. ama mali durum bodoslama aşağıya gidiyor, malum ekonomik kriz..

bu arada etsy dukkanım : http://www.etsy.com/shop/kumrusshop

Sunday, August 01, 2010

amateur logo designs


there was a logo contest for an e-shopping web site
I know that none of these is a real logotype whatsoever but,
a public voting system took place to choose the winner so I had already little chance to win

sanalsepet web sitesi icin tasarlanmış amatör logolar
hakiki logotype tasarımları filan değiller gerçi ama
halk oylaması sonucu seçildi kazanan dolayısıyla zaten kazanma şansım oldukça azdı.



Monday, July 05, 2010

A REMINDER...

Michael Jackson - Earth Song from MJ on Vimeo.


Wednesday, May 26, 2010

HP Graffiti duvarı

Aşağıda gördüğünüz, HP'nin tesadufen haberim olan bir yarışması için, kendi web sitesinde sunduğu olanaklarla yaptığım bir graffitti çalışması. bu bir yarışma imiş ve kazanana da touchsmart ödül veriyolarmış. ama en uyuz olduğum bir sistemi uyguluyorlar: halk oylaması.


efenim diyeceksiniz ki halk oylamasının nesi fena. şöyle ki, her halk oylaması her kullanıcının bir kereye mahsus oy kullanabileceği öngörülerek uygulanıyor. fakat gözden kaçan ve bilgisayar kullanıcısı pek çok insanın tahmin edeceği gibi bu bir yanılsama. sistem her kullanıcıyı IP numarasından tanıyor ve aynı IP numarasına sahip bilgisayardan ikinci bir oy kullanımını engelliyor. fakat bu yarışma da dahil olmak üzere bugune kadar rastladığım bütün halk oylaması yarışmalarda sistem açığı var. o da kullanıcının herhangi bir teknikle (anonim proksi üzerinden, modem aç kapa yaparak, browser aç kapa yaparak, anonim IP yaratan programlar aracılığı ile, vs vs vs..) defalarca oy kullanabiliyor. şimdi örnek vereyim, diyelim ki 20 gun once yarışmaya katılan biri bu durumdan haberdar, ve 20 gun boyunca her gun belli zaman aralıklarıyla bu sistem açığını kullanarak kendi işini oyluyor, farzedelim kendi işi pek özgün veya estetik değil, bu yöntemle bir numaraya oturuyor ve farzedelim ondan on gun sonra katılan birisi çevresine eşine dostuna haber veriyor ve diyelim ki böyle bir sistem açığından habersiz ve dürüstçe her kişiden tek oy topluyor, hele farzedelim ki işi de fena da sayılmaz.. ne olacak şimdi? tabii ki halk oylamasında en çok oyu alan kazancağından diğer arkadaş boşu boşuna yarışmaya katılmış oluyor! bu sistemi neden optimize etmezler onu da hiç anlamıyorum. varsın üçkaatçı olun, bu dunyada üçkaatçı olmak özendiriliyor zaten, en buyuk paraları onlar kazanıyor en köşelerden onlar dönüyor.... bize de sinir olması kalıyor. ahhhaha ne dediğiniz duyar gibi oluyorum, sen de yap kardeşim alla alla... bravo evlatlar, bravo.... yaşadığınız dünyaya da bu yakışır.oylamak isteyenler olursa yine de burdan buyrun: http://www.hpgraffitiwall.com/index.php?graffiti=2038
(kumru acaroglu diye aratmanız gerekebilir galeride)

bu arada yarışma herkese açık, üyelik falan da gerekmiyor, yalnız bitmesine 3 gün (29mayıs) var haberiniz ola! ilk dörde girenleri de aşağıda paylaşıyorum






Tuesday, May 25, 2010


Wednesday, May 19, 2010


MIXTAPE

the iamx forum site announced a mixtape project that welcomes EVERYONE (you just need to be signed in) with a mixtape idea and a list which later will become an online event where everybody will share their list and also listen to others'
(if you want to know the tracklist, then watch out for it on http://www.iamxforum.com) I was already nostalgic about cassette tapes and recorders in these days so I sent a list to the forum which I had made for my newlywed friends -years ago-. Optimax who is the one behind the project, asked me to also make a cover for the list of my own. I made the cover image for my mixtape. The general concept is passion and I think some of the tracks are perfect for making love ;) Tutku means passion in turkish, therefore I used both words on the cover. It's not a professional work but I enjoyed making it very much. This is the cover art which I made:





iamx forum sitesi herkese açık olan ve daha sonra HERKESİN kendi listesini paylaşıp başkalarınınkini dinleyebileceği online yayınlanacak bir karışık kaset procesi duyurdu (sadece foruma üye olmak gerekli o kadar, ayrıca parça listesini merak edenler
http://www.iamxforum.com sayfasını ziyaret edebilirler). Zaten son birkaç gündür epey nostaljik olmuştum kaset ve teyplerle ilgili olarak, dolayısıyla hemen yıllar önce yeni evlenmiş arkadaşlarım için hazırladığım bir listeyi yolladım. Optimax -ki projenin arkasındaki kişi kendisi- kendi listem için bir de kapak tasarlamamı istedi ben de yaptım. genel kavram tutku ve bence bazı parçalar aşk yapmak için mükemmel ;) Passion tutkunun ingilizcesi, bu yüzden kapakta iki kelimeyi de kullandım. profesyonel bir iş değil ama yaparken çok eğlendim. yukarda kapak tasarımını görebiliiiniz.

Friday, May 14, 2010


İsmet Doğan'ın Atölyesinde sıcak bir gün




İsmet Doğan’ın mabedindeydim dün. Yüksek tavanlı, uzun kapılı, çok odalı bol alanlı bir atölye. İki de asistan var, çalışıyorlar. Odadan odaya geziyorum, türlü malzeme ve işler her duvar düzlemi boyunca paralel istiflenmiş duruyor. Bilgisayarlar var, aynalar var, dergiler, kitaplar, fotoğraflar..

Odadan odaya geçiş mekan değiştirmek hissi vermektense sanki düşünürken yürümeye yarar gibi. Palette kurumuş boyalara dokunuyorum, belki ıslak bir nokta kalmıştır da elime bulaşır diye umuyorum ama yok. Masa üzerinde kırık bir gözlük güneşte kavruluyor. Tek camı yok, takıp kendime İsmet Doğan’ın konveks aynalarında bakıyorum sonra da sıcak ve kırık gözlüğü gölgeye bırakıyorum. Oturduğum koltukta başımı kaldırınca pek çok İsmet Doğan bana bakıyor. Biraz rahatsız edici, biraz tuhaf. Karşımda duran bütün resimlerde onun yüzü var başkalarınınkilerle birlikte. Neredeyse konuşulabilir, sohbete girilebilir bir gerçeklik. Ses çıkarsalar şaşırmam.

Kütüphanesi nispeten karanlık odalardan biri. Hakiki bir kütüphane. Benzerini Doğan Paksoy’da gördüm, yakında benimki de onlarınki gibi olacak. Mabedin en huzurlu odası orasıdır bence. Binlerce sayfa ve loş bir ortam. Ne yazık kitapları koklayamıyorum çünkü camekanın arkasındalar. Dokunmaya da cesaret edemiyorum, yine de içim gidiyor. Orada konuşmadan günler aylar geçirebilirim. Bir bilgisayar da orada. Kaykılınca insanı üstünden atan bir sandalye var. Benden beş yaş küçük Ayşe ile tanıştırılıyorum, Ayşe benimle konuşurken o sandalyede oturuyor ve kaykılıyor. Kaykılınca da sandalye onu birkaç kere üstünden atmaya çalışıyor. İsmet Doğan meşgul. Mesaj atıyor, volta atıyor, çoğunlukla asistanlarının yanında. Bütün mekan, iş ve özel olarak ikiye nefis bir plastik ip perde ile bölünüyor. Şimdilik bu mekandaki fetiş objem işte bu ip perde! Dokunmak istediğim öyle çok şey var ki. Ayrılmadan, parmak uçlarımı konveks bir camı tuval ile birleştiren pürüzsüz alçımsı sıvanın üzerinde gezdiriyorum. Son dokunduğum şey ise İsmet Doğan’ın ayrılırken sıktığım eli..


Saturday, April 24, 2010

kim öküzüdür, öküz aslında güzel bir hayvandır, ama insan olanı makbul değildir
*****************

hepimiz insanların kötülüklerinden nasibimizi almışızdır. öyle ya da böyle birinin eşşekliği, gayri ihtiyarı veya kasten, hayatımıza kesik atar. kötülükleri maddelere odaklayan da var, direkt insanın ruhuna odaklayan da. elbette ruha saldırıda bulunanlar en fenaları, insanların duygularıyla oynayanlar. elimde iki örnek var, birisi eşyamı çaldı, diğeri insan ilişkimi. kendi üretimim olan eşyalarımı çalana karşı feci şekilde öfkelendim, maddi kayıp, eşyaya harcadığım üretim sürecinin, zahmetin, verilen firelerin, harcanan enerjinin toplamıyla koca bir sinir topuna dönüştü.

ne tuhaf ki ilişkimi çalanlara karşı aynı öfkeyi besleyemiyorum. oysa daha kötü, daha aşşağılık, daha rezil bir durum. belki benim de bunda payım olduğundandır. izin verdiğimden kendime de öfke duyma ihtimalim var. olmaz. oysa daha kaba bir davranış düşünemiyorum, düşünemedim bugüne kadar. insan ruhunu incitmekten daha fena değil herhangi bir eşyanın çalınması. zira insan, ruhu incindiği için ölebilir bile. kimi durumlar var böyle, insanın hassasiyeti ile doğru orantılı bir yitip gitme hali.

çok şükür o kadar toy değilim, çok şükür hayatıma girip çıkan bazı öküzler sayesinde kabuklarım nasırlarım var. öküzü de burada sezyum'un betimlediği anlamda kullanıyorum, hayvan anlamında değil. bkz. 24nisan 2010 radikal cumartesi eki. daha nette yayınlanmamış onun için linkini sonra koyarım.
bu öküzler ne istediklerini bilmezler, yine de sanki biliyorlarmış gibi davranırlar. karşılarındakinin de öyle zannetmesini sağlarlar, bu da onların ustalaştığı bir yetenek. ama naapsınlar onlar da bilmiyor ki nasıl başa çıkacaklarını, öküzlüklerinin farkında olmayabilir veya öküz olmakla gurur duyuyor da olabilirler. kendi seçimleri. ama ortak olarak gözlemlediğim bütün öküzler, çaresiz o duvar senin bu duvar benim atıyorlar kendilerini. sağa sola. ha bu arada öküzlükleri sayesinde çok yaratıcı olabilen dünyaca meşhur olmuş insanlar da var tarihte. hepimiz biliyoruz.

hayatıma giren çıkan o kadar çok öküz oldu ki, artık gözünden tanıyabiliyorum öküzü. öküz gözünü. ama bütün suç öküzde değil, bende de kabahat, öküz olduğunu bile bile prim veririm, iyimser bir umut vardır içimde. bugüne kadar hiç şaşmadı, hiçbir öküz verdiğim primi kullanmadı, öküz kaldı. şimdi önümde yeni öküzler var, naapsam bilemiyorum. her insanın özünde iyi olduğu fikri, yaşadığım kocaman hayal kırıklığı ile çatışıyor. nasıl da şaşmıyor ama kural, nasıl da öngörüldüğü şekilde ilerliyor herşey. bir kere de şaşsın, değişik bir şey olsun, öküz öküz kalsın ama mesela bana göstermesin o yüzünü. dost olsun, nötr olsun, iki çift kelime edilebilecek bir insan olduğunu ispatlasın.

hah var bir tane öküz dost, hatırladım şimdi. zira bu öküz öküzlüğünü fark edip benimle dost kalmak isteyen bir tövbekardı. tövbekar derken, öküzlüğünden vazgecmedi elbette ama eskiye dayanan tanışıklığımızın hatrına ben onun öküzlüğünü kabul ettim o da işi espriye vurdu, ikimiz de işi espriye vurduk gül gibi geçiniyoruz. herkesle böyle olması beklenemez tabii, insan var insan var. hırsızı var, katili var, psikopatı var.. ama ruh işkencecileri en beteri. şimdi hırsıza yönelttiğim öfke aslında ne kadar da yersizmiş, yerine konulamaz birşey almadı neticede. ama öküz, iletişim fırsatının nah tam da kafasına sıçtı gitti değerli okuyucular, hatta böyle isal şeklinde, yani temizlemezi de bir o kadar zor. oysa ne pembük hayallerim vardı muah muhahaha!! kim uğraşacak şimdi mokla püsürle kahverengiyle?

tanrı sizi öküzlerden korusun, sağlıkla kalın bebeler. beklentilerinizi kısıtlayın hatta sıfıra indirin zira çok pis al yanaklı bi şamar oğlanına dönersiniz ona göree!


Wednesday, April 21, 2010

STRONG FEELINGS and weak actions..
(turkcesi aşağıda)

Bored of asking questions to myself. that "why" just stops me. "why" is an obstacle. "why" is a curse. not only "why" but "how" and "what if" too. always trying or thinking to do things instead of doing them. I have a loong list believe me. everything is waiting to be done. I just can't. because of these silly questions.

Today is the day I will stop asking. I will go out and see what happens. not let people try to dissappoint me, or scare me. this is not a will, it's a must.











GÜÇLÜ DUYGULAR ve zayıf eylemler..

Kendi kendime soru sormaktan bıktım. that "neden" beni sadece durduruyor. "neden" bir engel. "neden" bir lanet. sadece "neden" de değil "nasıl" and "ya eğer" soruları da. birşeyleri yapmaktansa ya sadece deniyorum ya da düşünüyorum. İnanın çok uzun bir listem var. herşey yapılmayı bekliyor. ama yapamıyorum işte. sırf bu salak sorular yüzünden.

Bugün sormayı bırakacağım gün. dışarı çıkacağım ve ne olacak göreceğim. insanların beni hayal kırıklıpına uğratmasına, veya korkutmasına da izin vermicem. bu bir istek değil bir zorunluluk.

Wednesday, April 07, 2010



off my chest...probably the longest post ever

IAMX/3 April 2010/Babylon İstanbul

(türkçe metin için tıklayın)

I have to write things down... I was a backstage guest at the IAMX show 3rd of April 2010 İstanbul/Babylon. It all started when I was listening to radio a few weeks ago and my ears picked one of the songs that played in the radio. I heavily find it very boring if a radio station constantly plays the same songs over and over again, day after day. So it was the same reaction when I heard the song by IAMX which you can guess, was “think of england”. So I decided to look for other songs on Grooveshark to know the band a little. If there were songs that not impress me with its lyrics or its music then I would tag the band as an “one hit wonder” (yes, I didn’t know the sneaker pimps past either).

Jon Harper & Roadies / Autographs on my letter to my Love



Listening to some songs, I felt a sudden shiver, and found out that there were emotions that I also wanted to express in my works. Later on I watched some videos too and I cannot deny the effect of the eccentric presentation of the band to the audience. So I started to be carried away listening to the songs one after another, and this wasn’t a good way to follow for me as I have not so happy past memories with Jeff Buckley’s music.

Jeff Buckley governed a period of my life with his voice, lyrics and tragedy. At that time I was very self abusive and hopeless about life, had failures in love life, was living alone in a city which I didn’t like, drinking on every occasion, angry with the world, and feeling miserable most of the time. So his delicacy made me feel my emotions deeper and deeper until I found myself listening to “dream brother” or “vancouver” again and again and crying alone at home. It took me quite a time to get over these feelings. When I found the love of my life, I promised that I would never let myself go deep that much again. I changed the city I lived in, changed my job. You know, my creativity went also directly into the garbage along with many other things... So IAMX has similar effects on my emotional self and I didn't want to experience the same things all over again.

After one week of my discovery of the band iamx, I had the news through a friend that they were coming to my city for a show in a week or so. You might guess I was enormously thrilled. But that feeling made feel bad and stupid. I wasn’t a fan, yet I was really eager to meet them, to talk to them about life, about emotions, about a creative life. But how would I be meeting them? I was thinking of asking for autographs and maybe that way we would end up talking. While I was thinking about these, there came a sudden fear of being misunderstood. I didn’t want to be a hysterical fan that blubbers and mumbles and talks nonsense. I gave up planning to talk to them, instead I decided to take photographs, at least one.

I asked this friend of mine if he could do it for me. He said he’d been in three other shows of iamx and there was no way of going backstage. And that made me furious! I hated the friend, the band, the show, myself, fans, hysterical girls, their music, again the band, that feeling of refusal and the band’s unreachable distance made me feel like a bug. I decided not to go to the show, then I changed my mind, then I changed my mind again, and again, and again..Then I found some links which were a way to contact the band’s crew for information. Asked them about the backstage rules, and a very helpful lady called Lisa told me that it was strictly forbidden to anyone to go backstage but sometimes they can let a few person in who promote the band’s show and succeed in doing so. Agreed! I did some promotional tours and started to wait just in case. In a week, out of the blue an answer came. It wasn’t 100% but there was a chance for me to go backstage, and a day later Lisa contacted me again telling that I was a backstage guest!!

Janine+Alberto+fan girl / Fan girl + Mr.Corner


for the little bit higher res pictures click here: Flickr/alexiacortez

Lisa asked me if I could find some mannequins for the shows. I made a little research and because I didn’t have enough time to go and buy them, I just could give her the information she needed, and she organized their own crew to supply the mannequins for the events. I would love to take part but unfortunately it was almost impossible. She said it was ok and thanked me for the help.

While, I was thinking would I be able to ask my questions? What would I ask? How would I behave? What would be appropriate to say or do?What ifs and hows, all started to poison my self confidence and I decided not to think and to be spontaneous. However my main wish was to give them something as a present, as a reminder of İstanbul, as a reminder of a good will from myself. Therefore I printed one of my latest illustrations as six different versions, to be choosed only one for each member of the band, plus one for the manager and one bonus for any of them. I made a gift wrap a pair of my handmade earrings for Janine in case she wore any earrings. And finally a bottle of home made wine for all. And I am not a fan either!

I met the manager of the band at the door of the venue. He thanked me for various reasons (eg for the mannequin info) and I went inside just to meet him again in an half an hour. I had to give the bottle of wine to him since it was forbidden to carry it inside the club. Meanwhile my anxiousness grew bigger. I felt myself like a teenager fan ready to scream when she sees her idol, you know, like teenage chicks screamed to Beatles, yet I am 30 years old, and also I don’t want to behave like that. Probably it’s the effect of going backstage for the first time in my life and trying to talk to english plays a big part.

The manager took us backstage for like ten minutes, and said that we should be very quick (there were two other fan girls). It was very confusing. Just as I entered backstage I gave the earrings to Janine who kindly accepted my gift. While other two girls were busy talking relatively to Mr.Corner and Alvarez (probably they were only interested in them) I couldn’t decide what to do. I am not a really extrovert person. And I cannot jump on a famous person even if it is allowed by others/themselves. So I chose to stand next to a wall next to drummer Jon and the roadies, watching and observing the atmosphere. After a pause I noticed that Mr.Corner was looking at me directly, then I realized I didn’t greet him at all. But he was taken by the fan girl, so I just made an attempt towards him, and we shook hands –only-Then I remembered time was running out and had to give my works. So with a little bit loud voice, I explained what were my presents to them. I didn’t know that there were two roadies. But luckily I had six print versions. I turned to the manager and said I was sorry to exclude him.

My six version illustrations

Later I kindly requested that all of them signed the end of my letter I wrote to my fianceé, and they kindly did it. And we took some pictures together, and I had some fun with the roadies and the drummer, made little jokes. One of the roadies, the mixer guy/sound engineer ( I am so sorry I didn’t ask his name) offered to give me the setlist after the show (which I didn’t know what it was or what use was it for until I googled it) I asked the manager about the mannequins and if they had hard time supplying them, and said that if they would be leaving them behind I was willing to take one, and if not it was ok. He asked Mr.Corner, and Mr Corner said he would be thinking about it. Than the manager said time was up, and I quickly made my way outside.

the band+me in front / The stage+the mannequins


Just in the middle of the show, Chris and Janine dismembered a mannequin and threw the parts to the audience. Chris threw a lot of other things too. People went crazy. Everybody was trying to touch him, trying to take a piece. I was at the balcony so I could watch all the hysteria from above. After the show ended, I visited the mixer guy. He handed me the setlist and thanked for the illustration. I went to see the manager who was very busy with one of the fangirl and tried to ask about the mannequin. He was rather careless and at the end he ditched me. So, to try my chance for a last time, I went next to Jon, the drummer who was packing up his drums, and asked him about the mannequins saying that I’d wish to have one, in case they would leave them behind and that we had this conversation with the manager just before the show. He went inside and came back telling me to wait for about twenty minutes.

Setlist/Earrings for Janine

Of course I waited, and at the end, about 3 Am he gave me the mannequin he picked, the one which was standing in the middle all through the show, and said “I asked Chris and he said it’s all yours”. I genuinely thanked Jon for showing me interest, because if it wasn’t for him probably I would never get such a trophy.

I genuinely thanked Lisa (the invisible lady) by email, for supporting me because if it wasn’t for her, probably I would never go backstage.

(I thank all the people who were with me with their body and soul all through this adventure)

Finally my new plastic friend

another point of view from a fellow blog: sourang/secret harmonic emotion

Interesting Links about the subject

article and discussion about fandom and the PR of Iamx

http://www.iamxforum.com/viewtopic.php?f=4&t=1315

http://blog.catonthewall.net/2009/12/importance-of-fan.html

past interviews with Corner

http://www.catonthewall.net/closerpimps.html

http://blog.catonthewall.net/2008/05/iamx-interview.html

and finally official myspace page of Iamx

http://www.myspace.com/IAMX


Monday, March 01, 2010

!25 Portfolio Site Designs Using Illustration!

LINK: vandelaydesign

*The Google Olympic Doodles*


All the Google illustrations made for the olympic season can be seen here: martinrosell
Olimpik sezon için yapılan bütün Google illustrasyonları burada görülebilir: martinrosell

!FREE VECTOR PACKS!


While sufing the net, I came accross a website in which there are links of lots of brilliant free vector packs. Click the link and enjoy :) youthedesigner

web'de gezerken çok tatlı ücretsiz vektörel tasarımların adreslerinin verildiği bir siteye denk geldim. Linke tıklayın ve keyfinize bakın :) youthdesigner



Wednesday, February 10, 2010

"an illustration is baking"

(*check out my other blog too*)

My thesis is finally come to an end. With the help of my dear friend Ayce, I submitted it and now waiting for a date for the commitee presentation. Meanwhile I will be resting a little bit. the stress of the last few weeks has ruined my stomach, now I am only eating potatoes and boiled vegetables. to have pain constantly is so tiring. so I will have a painting therapy. I sketched this piece this evening and it quickly helped me a lot on feeling better. Now it's baking..we'll see what it will be like..

tezim nihayet sona erdi. canım arkadaşım Ayçe'nin yardımıyla teslim ettim şimdi de jüri tarihi bekliyorum. bu sırada biraz dinleneceğim. son birkaç haftanın stresi midemi mahvetti, şimdi sadece patates ve haşlanmış sebzeler yiyorum. sürekli acı çekmek çok yorucu. bu yüzden resim terapisi yapıcam. bu eskizi bu akşam çizdim ve hızla kendimi daha iyi hissetmemi sağladı. şimdi pişiyor..bakalım neye benzeyecek..




Thursday, January 07, 2010

A BREAK

Recently I am writing my master's degree thesis and literally immersed in it. It's about virtual worlds and I think I need lot more brains to plug-in and accelerate my studies, wish it could be real to do it. Therefore I am having a break with my blogs, I will post a few pictures which will be included in my thesis. So, see you in a couple of weeks....